Bilim ve Ütopya Ekim Sayısı: Borderline’ı Anlamak

Doğan Şahin

Borderline kişilik örgütlenmesi gösteren insanlara, psikozun sınırında yaşadıkları düşünüldüğü için sınırda denmiş olmasına karşın, aslında psikoza o kadar da yakın değillerdir.

Bazı vakalarda çok kısa psikotik dönemler görülse de vakaların çoğunda psikotik dönemler görülmez. Görülenlerde de psikotik dönemler 1-2 haftadan uzun sürmez.

Borderline kişilik örgütlenmesi olan kişiler psikozdan çok değersizliğin, önemsizliğin, kimsesizliğin sınırında yaşarlar. Erken nesne ilişkilerinde tekrarlayan şekilde kendilerini değersiz, önemsiz ve yük gibi algılamışlar; terk edilme ya da dışlanma korkusu içinde kalmışlardır. Şimdi de her an kendisine değer verilmeyeceği, istenmeyeceği, yük gibi algılanacağı ya da terk edileceği korkusu içindedirler.

Bundan dolayı hep değer verildiği, önemsendiği ve terk edilmeyeceği konusunda temin edilmek ve sürekli ilişkide olduğu kişilerin kendisine iyi davrandığını, kendisini önemsediklerini, değer verdiklerini deneyimlemek isterler.

Ancak böyle olumlu bir nesne ilişkisinin varlığında kendisini dengeli, anlamlı ve iyi hissedebildiği için ya olumlu bir nesne ilişkisini ayakta tutmak için çılgınca çaba harcarlar ya da bundan vaz geçip boşluk, anlamsızlık ve öfke ile harmanlanmış depresif bir ruh haline geçerler.

Borderline kişilik örgütlenmesi gösteren kişilere dışarıdan bakan biri göstermiş oldukları davranışları anlamsız, abartılı, gereksiz veya sahte gibi değerlendirebilir. Oysa tüm davranışlarına bu perspektiften bakıldığında ne kadar anlamlı ve zorunlu olduğu anlaşılacaktır. 

Borderlinelarda sık görülen ve başkalarına tuhaf ve anlaşılmaz gelen davranışların nedenlerini birlikte inceleyerek anlamaya çalışalım.

  1. Duyguların çabuk değişmesi, oldukça iyi ve keyifli hissederken birden üzgün veya öfkeli olmak ya da üzgün ve kederli iken çabucak mutlu olmak.

Borderline kişiler kendilerini ve başkalarını aynı anda olumlu ve olumsuz yanları ile algılayamazlar. Belli bir anda kendisinin veya başkasının sadece kimi olumlu yanlarını ya da olumsuz yanlarını algılarlar. Kendilerini ve insanları bu şekilde ya olumlu ya da olumsuz olarak algıladıkları için yargıları da ılımlı değil, uçlarda olur. Bir şey onlara ya çok güzel, şahane, mükemmel, müthiş ya da tersine çok kötü, iğrenç, adi olarak gelir. Kendilerini ve dünyayı böyle uçlarda algıladıkları, bir şeyin iyi ve kötü yanlarını bir arada algılayamadıkları için de duyguları da uçlarda olur.   Diyelim annesi veya bir arkadaşı ile konuşuyor, karşısındaki kişinin kendisini dikkatlice dinlediğini, anlattıklarını önemsediğini düşündüğünde o kişiyi iyi kalpli, kendisine değer veren, çok iyi anlaştığı biri olarak algılar ve o anda kendisini de değerli, önemli, sevilen biri olarak algılar. Bu ilişki içinde iken de huzurlu, güvenli ve keyifli hisseder ama karşısındakini dikkati dağıldığında, başka yere baktığında ya da esnediğinde birden algıları değişir, karşısındaki kişiyi, kendisini önemsemeyen, sevmeyen, samimiyetsiz hatta içten pazarlıklı kötü biri olarak algılar ve kendisini de değersiz, önemsiz, sevilmeyen, istenmeyen, yük olarak algılanan biri olarak görür. Duyguları da huzursuzluk, üzüntü veya öfke yönünde değişir.

Gün içinde karşısındaki kişiyi ve kendisini dolayısıyla içinde olduğu ilişkileri algılaması değiştikçe duyguları da değişir.  Nesne ilişkilerindeki yüzeysel değişiklikler onda derin duygusal değişikliklere neden olur. Diyelim aslında onu çok seven bir sevgilisi olmasına karşın, sevgilisi yatarken iyi geceler diyemeden uyuya kalmışsa bundan hemen onun artık onu sevmediği, terk edeceği gibi bir sonuç çıkardığından çok kötü hisseder ve öfkelenir. Gece uyandırıp bağırmaya başlar.

  • Beraber olduğu kişilerin kendisini terk etmesini engellemek için çılgınca çabalar harcama. Ayrılığı kabullenememe ve her ne pahasına olursa olsun engelleme çabaları.

Borderline kişilerin çok da memnun olmadıkları hatta ayrılmayı düşündükleri bir ilişkide bile karşı taraf ayrılmak istediğinde ellerinden geleni yapıp ayrılmayı engellemeye çalıştıkları görülür. Kapısından ayrılmamalar, araya insanları koymaya çalışmalar, intihar tehditleri ya da girişimleri, tehdit, şantaj gibi her yolu denerler.

Dışarıdan bakan biri, sürekli şikayet ettiği ve hakkında kötü konuştuğu sevgilisinden ayrılmamak için niye bu kadar çabaladığına bir anlam veremez.  

Oysa yukarıda dediğim gibi borderline bir kişi için olumlu bir nesne ilişkisi oksijen gibidir. Olumlu bir nesne ilişkisinin yokluğunda, hele onu bırakmak isteyen birinin varlığında kolayca değersizlik, önemsizlik, kimsesizlik çukuruna düşer. Ölecek gibi olur, nefes alamıyor, boğuluyormuş gibi hisseder.  O kuyudan çıkmasının tek yolu onu oraya gönderen kişinin ona aslında onu sevdiğini ve ayrılmak istemediğini söylemesidir.

Nesne ilgili, sevecen olduğunda kendisini değerli ve iyi hisseder ama nesne uzaklaşmak istediğinde kendisini istenmeyen, değersiz, beş para etmez önemsiz biri olarak algılar. Kişi bu tutumunu değiştirmediği sürece de uzun bir süre böyle hissetmeye devam eder. O yüzden kişinin yeniden kendisini isteyen, seven, kabul eden duruma geçmesi için elinden geleni yapar. Sevgilisi barışmayı ve yeniden beraber olmayı kabul ettiğinde rahatlar ve kendisini artık o kadar değersiz ve önemsiz hissetmemeye başlar. Öyle ki kendilik tasarımının olumluya dönüşmesini takiben tekrar sevgilisini beğenmemeye başlayabilir.

  • İnsanları kolaylıkla çok beğenip, kolay nefret etme.

Borderline kişilerin yeni tanıştıkları ve çok da tanımadıkları insanları çok hızlı bir şekilde aşırı beğenip, sonra da o kişiden uzaklaştıkları hatta nefret ettikleri görülebilir. Oldukça tutarsız gelebilecek bu davranış örüntüsü borderline kişilerin yukarında söylediğim gibi kendilik ve nesne tasarımlarının bütünlüklü olmamasına bağlıdır ve bunun doğal bir sonucudur.

Borderline birinin kendisine ait olumlu kendilik imgelerini ayakta tutmaya ihtiyacı vardır. Kendisini anlamlı, değerli hissedebilmesi için başka birinin ona değer verdiğini deneyimlemeye ihtiyaç duyar. Bir insan ona değer verip ilgilendiğinde, kendisini çok iyi hissettiği için de o kişiyi çok değerli biri olarak algılar ve o kişide beğenilebilecek neler bulursa onlara aşırı değer verir. O kişi kendisi ile ilgili iken mümkün olan her şeyi yüceltirken, o kişi ilgisiz olduğunda ya da uzak davrandığında, artık kendisini değersiz hissettiren bu kişiye öfke duyar ve onu değersizleştirmek için kusur arayıp bulur. Hatta daha önce yücelttiği şeyleri bile değersizleştirebilir.

Aynı anda bir insanı olumlu ve olumsuz yanları ile bir arada göremediklerinden de olumlu algılarken aşırı abartılı bir algıları, olumsuz algılarken de aşırı abartılı bir kanaatleri olur.

  • Yersiz ve yoğun öfke ya da öfkenin denetlenememesi

Borderline kişilerde zaman zaman yoğun öfke krizleri ya da öfkelerini denetleyememeye rastlanır. Bir ilişkide istemedikleri şeyler olduğunda ya da kendilerini değersiz, önemsiz hissettiklerinde kendilerini böyle hissettiren kişileri çok kötü insanlar olarak algılarlar ve onlar onları kırmak, incitmek ve cezalandırmak isterler.

Borderline kişiler üzülecekleri birçok durumda üzüntü yerine öfke hissederler, çünkü durumu kabullenmek ve buna üzülmektense, öfke göstererek karşısındakinin kendi istedikleri gibi davranmaya zorlarlar.

  • Yineleyici intihar girişimleri ya da tehditleri ya da kendini yaralama  

Borderline kişiler kendilerini ve dünyayı olumsuz algıladıklarında tamamen olumsuz algıladıkları ve hiç olumlu bir yan göremedikleri için böylesi durumlarda sık sık intihar istekleri duyarlar. Bu isteğin ardında bir yandan bu kadar kötü olarak algıladıkları dünyadan uzaklaşmak isteği bir yandan da yeterince sevilmediği, istenmediği, sevilmeye layık olmadığı için kendisini cezalandırma isteği vardır.

Öte yandan kendisine yeterince iyi davranmayan, sevmeyen, ilgilenmeyen insanları cezalandırmak onlarda vicdan azabı uyandırmak da isterler. İntihar ederek onları kendisine karşı ilgisiz davrandıkları için pişman edecek, onların kendilerini kötü biri olarak algılamalarını sağlayacaktır. Kendi iç dünyasında onlar intiharına neden olduğu için kötü, kendisi kötülüğe maruz kalmış, mağdur kahraman olacaktır.

Bazen de bu davranışları başkalarını kendisine iyi davranmalarını sağlamak ya da ayrılmalarını engellemek için yaparlar. Bu davranışın altında da benzer bir motif vardır. “Ben senin için ölümü bile göze alırken sen beni ihmal ettiğin ve ayrıldığın için hiç mi üzülmüyorsun?”

  • Nasıl bir insan olduğuna, nasıl kişilik özellikleri olduğuna; nasıl yaşamak istediğine, hangi işi yapmak istediğine dair fikirleri sık sık değişir.

Kimlerle arkadaşlık etmenin kendisi için daha uygun olduğuna karar veremediği gibi; değer yargıları, dünya görüşü, siyasi fikirleri hatta cinsel kimliği ve yönelimi konusunda da kafa karışıklığı olabilir.

Borderline bir kişinin hayatını dışarıdan gözlemleyen biri, büyük zikzaklar çizdiğini, birbiriyle uyuşmayan çok farklı yaşam biçimleri seçtiğini, yaşam tarzının arkadaşlarının, siyasi görüşlerinin sık sık değişebildiğini gördüğünde büyük bir şaşkınlık yaşayabilir.

Bir dönem çok yakın olduğu bir siyasi gruba bir süre sonra düşman, bir vakitler düşman oldukları ile kolaylıkla dost olabilir.

Bunun nedeni de kimlik bütünlüğünün gelişmemiş olması ve kendisini elinden geldiği kadar olumlu biri olarak algılama çabasıdır. Bir arkadaş çevresi ya da bir uğraşı ona iyi hissettiriyor kendisini daha değerli algılamasına yol açıyorsa onu çabucak yüceltir ve o grubun bir parçası haline gelir. O grupta ya da edindiği yeni uğraşıda eleştiriler ya da beceriksizlikler ya da başka nedenlerle o grubun bir parçası olmak artık eskisi kadar değerli hissettirmiyorsa, grubu ya da uğraşıyı ( gitar kursu, tiyatro kursu vb) değersizleştirip bırakır, hatta o gruptakilere düşman olur. Kendilik ve nesne tasarımlarının bütünleşmemiş olması dolayısıyla da neyi savunursa militanca ve tam bir adanmışlıkla savunur. Hep kraldan daha kralcı olurlar.

  • Kronik boşluk ya da can sıkıntısı duygusu

Kimlik bütünlüğünün olmamasına bağlı olarak olumlu bir nesne ilişkisi içinde olmadıkları zaman, anlamsızlık, boşluk duyguları ve kronik can sıkıntıları olur.

Onunla ilgili biri yokken, yalnızken ya da bir topluluk içinde kimse onunla yeteri kadar ilgilenmiyorsa, olumlu kendilik imgelerini ayakta tutamadığı için, kendi içsel kaosuna sürüklenir. Çoğunlukla içinde olduğu ortama da tam olarak girip bağ kuramaz ve dikkatini veremez. Sadece gerçekten ilgili ve ısrarlı birileri olur ve onunla karşılıklı etkileşime girerse bu can sıkıntısından çıkabilirler.

Borderline kişiler bu kronik can sıkıntısından kurtulabilmek için yalnız kalmamaya, sosyal bağlar içinde olmaya çalışırlar. Ancak bu sosyallik gerçek ve yakın insan ilişkileri kurmaya yönelik değildir. Bu ilişkilerde bekledikleri şey, karşısında kendisine ilgi duyan, kendisini ilginç bulup beğenen insanlar olmasıdır. Onların bu yaklaşımı sayesinde kendisini değersiz, yetersiz ve kimsesiz hissetmekten ya da kim olduğunu bilemediği kimlik karmaşasına düşmekten kurtulabilir.

  • Kontrol edemediği şekilde para harcamak, ödeyemeyeceği alışverişler yapmak, yeni tanıştığı insanlarla ilişki kurmak, tehlikeli araba kullanmak, kumar oynamak, çok düşünmeden iş kurmak, ani önemli kararlar vermek gibi örneklerde olacağı gibi kendisine zararlı olabilecek şekilde dürtüsel davranışların olması.

Herhangi bir insan ya da durum iyi kendilik imgelerinin olduğu nesne ilişkilerini harekete geçirdiğinde bunun devam etmesini, bitmemesini isterler ve çok az zamanda kendisine iyi hissettiren durumları hep öyle olacakmış gibi varsayar ve sürdürmek için uzun süreli taahhütlere ya da ortaklıklara girerler. Mesela yeni biri ile tanıştı, ilk etkileşimler ona iyi hissettirdi diyelim, karşısındaki “Hadi kalk Bodrum’a gidelim” dediğinde, o an iyi hissettiği için, sonrasında neler hissedebileceğini, karşısındakini pek tanımıyor oluşunu hesap etmez, dürtüsel bir şekilde olumlu yanıt verir.

Bazen de öfke denetimindeki zorluğa bağlı olarak dürtüsel davranışlar gösterirler.

Dürtüsel davranmalarının bir nedeni de dürtüleri denetleyebilecek kadar güçlü bir egonun olmamasıdır.    

  • Özellikle strese bağlı kısa süreli psikotik veya disosiyatif belirtiler

En başta söylediğim gibi borderline kavramının psikoza yakın olmak anlamında kullanılmasının nedenlerinden biri budur. Borderline kişiler olağan durumlarda gerçeği değerlendirme yetileri normal olan kişilerdir. Dolayısıyla halüsinasyon ve hezeyan göstermezler. Ancak yoğun stres dönemlerinde kısa süreli psikotik semptomlar, özellikle kötülük göreceğine ilişkin hezeyanlar gösterebilirler. Bu hezeyanlar genellikle kendilerine ve dış dünyaya yönelik öfkenin projeksiyonu ile oluşurlar ve en çok 1-2 hafta içinde geçerler.

Bunun yanında borderline kişilik bozukluğu gösteren kimselerin yaşam öykülerinde çeşitli travmalara sık rastlanır. Dolayısıyla da çeşitli disosiyatif semptomlar sık görülür.

  1. Yakın arkadaşları ya da ailesinin yokluğunda hayatı sürdürmekte, işlerini yapmakta, günlük aktivitelerin yerine getirmekte zorlanma ve yapılandırlmamış ortamlarda günlük hayatı sürdürmekte zorluk çekerler

Kendilerini iyi hissederken ve duygusal destekleri varken oldukça aktif hatta baskın olabildiklerinden bu halleri pek bilinmez. Oysa yaygın bir pasivite,  hayatın getirdiklerine kendini bırakmışlık, inisiyatif alamama, yaşamını yönlendirmeye girişmeme borderline kişilerde sık görülen özelliklerdendir. Özellikle bağımlı özellikleri belirgin olanlarda daha fazla görülür. Yaşamlarının sorumluluğunu başkaları alsın, kendilerine mukayyet olunsun isterler. Bunların yokluğunda da zorlanırlar.

  1. Dışsallaştırma: Başlarından geçen olaylarda kendi rolleri yokmuş gibi her şeye pasif bir şekilde maruz kalıyormuş gibi anlatırlar.

Davranışlarının nedeni olarak hep dışarıdaki nedenleri göstermeleri kendilerinde kusur bulmaya tahammül edememeleridir. Kendilerini kolayca değersiz, aptal, yetersiz hissedebildiklerinden bir savunma olarak kendilerini sorgulamamaya, başlarına gelen olaylarda kendi rollerini düşünmemeye çalışırlar.

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*